Sosyal Ekonomi ve Yeni Kooperatifçilik Hareketleri

SOSYAL EKONOMİ VE YENİ KOOPERATİFÇİLİK HAREKETİ

Dr. Hasan Güventürk (PhD)

GİRİŞ

Demokrasinin temel kuralı, herkesin toplum içinde vatandaşlık hakkını kullanabilmesidir. Her birey bir işe sahip olma hakkına sahiptir. Türkiye Anayasası her vatandaşın yaşına ve cinsiyetine bakılmaksızın eşit haklara sahip olduğunu söyler. Maalesef bu eşit haklar dezavantajlı vatandaşlara iş sağlamada yetersiz kalmaktadır. Sorun sadece Türkiye’de değildir, bütün toplumlarda dezavantajlı vatandaşlar aynı sorunla karşı karşıyadır.
Ancak, demokratik bir toplumda, vatandaşların ihtiyaçlarının dinlenmesi ve değişik grupların ihtiyaçlarına uygun çözümler üretilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda yerel yönetimlerin en önemli görevi sınırları içerisinde yaşayan insanların sosyal sorunlarını çözmektir.

Anlamlı bir uğraşı sahibi olmak ve bir gruba dahil olup bu grubun içinde anlamlı bir pozisyonda bulunmak, insanların temel ihtiyaçlarından biridir. İnsanları istihdam etmek de yüzyılımızda devletlerin ve belediyelerin sorumluluk alanına girmektedir, ancak resmi kurumlarca geliştirilen iş olanakları maalesef herkese yetmediği gibi bazı gruplara da uygun olmamaktadır. Bazı durumlarda kooperatifler insanlara bu olanağı verir. Kooperatif örgütlenmelerinin temel amacı; üyelerinin ihtiyaç duyduğu çözümleri üretmektir.

Kooperatif; ortak ekonomik, sosyal, kültürel istek ve ihtiyaçlarını demokratik şekilde idare edilen bir kurum üzerinden karşılamak üzere biraraya gelen gönüllü insanlardan oluşan topluluktur. Kooperatifler kişisel yardım, kişisel sorumluluk, demokrasi, eşitlik ve dayanışmaya dayalı değerlere sahiptir. Kurucularının geleneğine göre, kooperatif üyeleri dürüstlük, açıklık, sosyal sorumluluk ve diğerlerini önemseme gibi etik değerlere sahiptir
SOSYAL EKONOMİ
İlk elde sosyal amaçları olan, demokratik değer yargıları üzerine kurulmuş ve resmi sektörden bağımsız faaliyetlerdir. Organizasyon yapıları; dernek, vakıf veya kooperatif olabilir. Topluma veya üyelerine yönelik çalışan, asıl amaçları kar gütmek olamayan faaliyetlerdir.
Sosyal ekonomi endüstriyel gelişimle ortaya çıkan bir ekonomik modeldir. Avrupa’da endüstri devrimi ile toplumda bazı sıkıntılar doğmuştur. Bu sıkıntıların çözüm arayışları sosyal ekonomiyi doğurmuştur. 18. yüzyıl başlarında Katolik kilisesinin harmonisi ile çözümler üretilmeye çalışılmıştır. Ancak 18. yy sonlarında bu harmoni çözüm üretemez duruma gelmiştir. Sosyal ekonomi terimi ilk başlarda tutucu çevreler tarafından kullanılmaktaydı (sosyal tutucular). Bu dönemde toplumdaki sosyal patlamaları ve devrimleri önlemek için sosyal ekonomi terimi ortaya atıldı. Ancak sosyal ekonominin gelişmesi 19. yy.da gerçekleşti. Sosyal ekonomi terimini ilk kullanan kişi Frederich Le Play’dir.
Sosyal muhafazakarlar toplumsal barışı devam ettirmek için bu modeli kullanmışlardır. Ancak sosyalistler sosyal ekonomi terimini kendi yorumlarını katarak kullandılar. Dönemin anarşistleri de bu terimi kullanmıştır (Bu terimi en çok kullanan kişi Kropotkin). Ortaya çıkma nedeni sermaye-insan çelişkisine barışçı bir çözüm bulma arayışıdır. Sonuçta 3 farklı yorum gelişmiştir:

1. Sosyal Muhafazakarlar
2. Ütopik sosyalistler
3. Liberallerin yorumları.

19. yy.da muhafazakarlar ve sosyalistlerin yorumladığı sosyal ekonomi halen Avrupa’da her iki akım tarafından yorumlanmaktadır. Şimdilerde muhafazakarlar Avrupa’daki aile yapısını koruduğunu düşündüğü için bu yapıyı desteklemektedir. Şu anda bu iki yapı en çok İtalya’da mevcut.
1. Kilise’nin önderliğindeki muhafazakarlar
2. İtalyan Komünist Partisi’nin yorumu.

Sosyal ekonomi aslında ekonomiyi yeniden örgütleme şeklidir. Sosyal ekonominin gelişmesi topluma yeniden bakışı ve sosyal bilimleri de geliştirmiştir. Tüm bu sermaye-insan çelişkisi sosyoloji ile birlikte gitmektedir.
Sosyal ekonomi ülkeden ülkeye de farklı yorumlanmaktadır. Bu farklılık ülkelerin ihtiyaçlarındaki farklılıktan kaynaklanmaktadır. Örneğin İtalya’da hem Komünist Parti’nin hem de Kilisenin kooperatiflerinde hiyerarşik bir yapı mevcut. İsveç’te ise kooperatifler oldukça demokratik yapılar. İtalya’da kooperatifler devletin hizmet vermediği alanlarda gelişmiştir. Ancak İsveç’te devletin hizmet verdiği alanlarda verilen hizmete eleştirel olarak gelişmiştir.
1844 yılı Avrupa’da sosyal ekonomi’nin gelişmesi için önemli bir tarihtir. Bu yıl İngiltere Menchester’da dokumacılar tarafından ilk kooperatif olan Rochdale Kooperatifi kurulmuştur. O dönemde işverenler çalışan işçilere çok yüksek ücretle yemek satarak işçilere ödedikleri ücretleri geri alıyorlardı. İşçiler bunun önüne geçebilmek için yiyecek kooperatifi kurdular.
Aynı dönemlerde (1825) bir fabrika sahibi olan Robert Owen işçi hakları için çalışmış ve adaletin olduğu ütopik bir toplum kurmaya çalışmıştır. Daha sonra fabrikasını işçilere satmıştır. İşte bu iki olay sosyal ekonominin tartışılmasına yol açmıştır.
Rochdale ve Robert Owen işçi ve işveren arasında orta noktada yer aldığından her iki grup ta birbirine şüphe ile yaklaşmıştır. 1845 yılında Marks Kominist Manifesto’yu yayınladı ve sistemin tamamen değişmesi gerektiğini söyledi. Ancak Rochdale ve Robert Owen sistemin bu tampon yöntemlerle kontrol edilebileceğini savundu. Bu nedenle işçiler sosyal ekonomiye şüphe ile karşılaştı. Halen bu şüpheli yaklaşım devam etmektedir.
O dönemde işçilerin sahip olduğu çok az kooperatif görülüyor. Bunun nedeni sosyal demokratların kooperatiflere özel sektör gibi yaklaşmalarıdır. Ancak yine de çeşitli sosyal kooperatifler görülüyor. 19. yy sonlarında karşılıklı sigorta şirketleri , işsizlik kasaları sosyal ekonomi olarak gelişti. Ancak bu döneme sosyal demokratların şüpheciliği damgasını vurdu. Bu nedenle işsizlik kasası ve sosyal sigorta devlet kasasına alındı. Kooperatif olarak kurulanlar da zamanla devlet içine alındı. Sosyal demokratların devletçi yapıları vardı ve toplumu bu şekilde örgütledi. Kooperatifler ise bağımsız örgütlerdi ve kontrol etmek imkansızdı. Demokratlar herkese eşit hizmet vermek istiyorlardı. Kooperatifler ise bağımsızdı ve özel kişilere hizmet veriyorlardı. Bu sorun halen karşımıza çıkmaktadır.
1890’larda kurulan kooperatifler sermaye ile birlikte kurulmuştur. Bunlar geleneksel kooperatifler olarak adlandırılmaktadır. 20. yy başında hiç işçi sınıfının kurduğu kooperatif görülmüyor. İşverenlerin kurduğu bu kooperatiflere geleneksel kooperatifler denmektedir. Ancak kooperatifler büyüdükçe demokratik yapılarını kaybetmiştir. Post endüstriyel dönemde daha az insan çalışarak daha fazla ürün alınmaya başlamıştır. Bugün İsveç’te toplam nüfusun %2’si tarımla uğraşmaktadır ancak eskiye oranla daha fazla ürün alınmaktadır. Avrupa’da post endüstriyel dönemin soysal ekonomiyi güçlendireceği ve giderek ülke bütçesinin büyük bir bölümünü oluşturacağı düşünülmektedir. Post endüstriyel dönemin başlamasıyla yeni kooperatifçilik anlayışını geliştirmek için kooperatif geliştirme merkezleri kurulmuştur.
İsveç’te 1940-50-60’larda sosyal ekonomiden hiç bahsedilmiyor, çünkü devlet refah devleti olarak toplumu örgütlemiş ve her konuda topluma servis sağlamıştır. 1980’lerden itibaren aynı türden çelişkiler ortaya çıkmaya başladığından sosyal ekonomi tekrar tartışılmaya başlanmıştır. Küreselleşme ve sosyal devletin zayıflaması birlikte etki yaparak sosyal ekonominin gelişimini sağlamıştır. Şu anda İsveç’te tüm partiler sosyal ekonomiye ılımlı bakmaktadır.

Liberaller ekonomiyi özelleştiren kişiler olarak bakıyor,
Muhafazakarlar aileye önem veren yapılar olarak görüyor,
Yeşiller ve sol partiler toplumun yeniden örgütlenmesi ve sosyal adaletin sağlanması olarak görüyor.

Şu anda İsveç’te sosyal ekonomi içerisindeki en önemli gelişme sosyal şirketler (sosyal iş kooperatifleri) alanında görülüyor. Bunun nedeni bu kooperatiflerin iş piyasası dışına itilmiş geliştirdiği yapılar olması. Son yıllarda İsveç’te sosyal ekonomiye ilgi çok artmıştır. Hükümet İş Piyasası ve Teknik Gelişme Merkezi aracılığıyla sosyal işletmeler konusunda araştırmalar yapmakta ve bu işletmelerin verimliliği analiz edilmektedir. Ayrıca tüm belediyeler sosyal işletme geliştirme programları başlatmıştır.

A) Geleneksel Organizasyonlar

● Küçük organizasyonlar,
● Esnaf Kefalet Kooperatifleri,
● Geleneksel kooperatifçilik
● Yeni kooperatifçilik

B) Gönüllü Organizasyonları

Halk örgütlenmeleri,
Alkol karşı örgütlenmeler,
STK’lar,
Yetişkin organizasyonları,
İlgi organizasyonları,
Romatizma dernekleri,
Spor dernekleri,
Sağlık dernekleri,
Vakıflar.

YEREL KALKINMADA SOSYAL EKONOMİNİN ROLÜ

Amaç yerel ekonominin kalkınmasıdır. İsveç’te yerel kalkınmanın gerçekleşmesi için öncelikle kırsal kesim üzerinde çalışılmıştır. Özellikle insanlarının göç etmesi engellenmeye çalışılmıştır. 1980 ve 90 yıllarda köylerdeki okullar göç nedeniyle kapanmış ve köylerde yaşayan yaşlıların bakımı sağlanamamaya başlanmış. Sosyal kooperatifçilik anlayışı böylelikle kırsal kesimde gelişmeye başlamış, şehirlerde ise işsizliğin çözümü için sosyal kooperatifçilik uygulanmaya başlanmıştır. Kuzey İsveç’teki işsizliği önleyebilmek için bu bölgede çok sayıda turizm kooperatifi kurulmuş, banliyölerdeki işsizliği önleyebilmek için de özellikle göçmenler için yeni sosyal kooperatifler kurulmuştur. Bu bölgelerde özellikle evlerde hizmet kooperatifleri açılmıştır.

Bu alanlarda kurulan kooperatifler;

Ceatiring
Cafe
Meyve satışı
Fuarlar
Mum üretimi
Halıcılık
Elbise üretimi

SOSYAL İŞ KOOPERATİFLERİ VE SOSYAL FİRMALAR
Sosyal iş kooperatifleri ve sosyal firmaların amacı, iş hayatına giremeyen insanlara iş ortamı sağlamaktır. Sosyal firmaların amacı kâr etmek değil, sosyal gelişime katkı sunmak ve katılımcılığı artırmaktır.

Sosyal işletmelerin temelinde;

1. Empowerment: Kişinin kendi hakkında kara verme gücü
2. Entegrasyon: Toplumun kişiye duyduğu ihtiyacı hissetme isteği
3. Demokrasi açılımı: İnsanların karar verme süreçlerine katılımı
4. Ticari zihniyet: İş yapmaya yönelik düşünce bulunmaktadır.
Kooperatifçilik, toplumu iş hayatına karşı örgütlemektir.
Yeni Kooperatifçilik Geleneksel kooperatiflerden farklı olarak durumlarından memnun olmayan dezavantajlı grupların geliştirdiği, temel amacı sosyal bir sorunu çözmek olan ve üyelerine istihdam olanağı sağlayan kuruluşlardır. Yeni Kooperatifçilik, kişinin kendi sorunlarına, devlet veya belediye tarafından çözüm bulamadığı zaman kurulan demokratik kuruluşlardır.
Yeni Kooperatifçilik Avrupa Birliği ülkelerinde ve özellikle İsveç’te dezavantajlı grupların istihdam sorunlarının çözümünde yaygın olarak kullanılmaktadır. Her birey kendi günlük yaşantısı hakkında karar verme hakkına sahiptir. Bu temel anlayıştan yola çıkarak geliştirilmiş olan yeni kooperatifçilik hareketi üyelerine;

Kendi günlük yaşantısı üzerinde karar verme hakkı,
İşi üzerinde söz sahibi olma hakkı,
Her üyeye öneri verme hakkı,
Dinleme yeteneği
Çalışabilme hakkı,
Örgütlenme hakkı
Takım ruhu ve
Özgüven kazandırır.

İsveç’te kooperatif geliştirme merkezleri ilk olarak 20 yıl önce kurulmuştur. Geleneksel kooperatifler ise 1800’lü yılların sonralında kurulmaya başlanmıştır. İlk geleneksel kooperatifler gıda alanında açılmıştır. Bu kooperatifleri; konut amaçlı kooperatifler, sigorta kooperatifleri ve cenaze kooperatifleri izlemiştir. 1987 yılında refah devletinin krize girmesiyle devlet işsizlik sorununun çözümünü kooperatif geliştirme merkezlerine yüklemiştir.
Bu hareketin gelişiminin temel nedenleri;

Yeni türden işsizliğe çözüm üretmek,
Anne ve babalara yeni olanaklar sağlamaktır.

Yeni kooperatifçilikte yedi prensip vardır.

İş konsepti, piyasa araştırması,
Müşteri,
Para,
Yardım,
Bütçe,
Rehber, Koç
Öneriler.
Kooperatif açarken temel amaçlar;

1. Bireyin güçlenmesi:

Bireyin kendine güvenmesi: Özellikle zihinsel engelliler açısından önemli bir başlıktır. Çünkü; toplum ve aile bu bireylerden ağırlıklı olarak hiçbir beklenti içinde değildir.

Emporwerment: Kişinin hayatı hakkında karar verme gücüdür. Bu tanım kooperatifin temel düşüncesini oluşturmaktadır.

2. Grubun Gelişmesi:

İnsanların birbirini tanıması: Düşüncelerini açık bir şekilde birbirlerine aktarabilmeleri ve bunu yaparken de gurubun ön yargısızca karşı tarafı kabullenmesi .

Gurup gelişimi içerisinde İnsanlar; mecburi bağımlılıktan ,bağımsızlığa ve ardından da gönüllü bağlılığa geçer. Böylelikle kişi kendine olan güveni sayesinde; “Ben her şeyin üstesinden gelebilirim” diyebilir.

Mecburi bağımlılık Bağımsızlık Gönüllü bağlılık
Karşılıklı Bağlılık
İstekli Bağlılık

İSVEÇ’TEN SAYISAL VERİLER

İsveç’te hükümet ülke ve il bazında yıllık planlama yapar.
İsveç’te 20.000 kooperatif bulunmaktadır.
15.000 idari dernek bulunmaktadır.
20.000 ile 50.000 arası vakıf bulunmaktadır.
40.000 sosyal şirket bulunmaktadır.

Avrupa da 250.000 firma kooperatifi, 150 milyon üye, 6 milyon çalışan ,2 milyon dernek, 10 milyon dernek çalışanı bulunmaktadır ve Avrupa ekonomisinin %10’nu bu faaliyetler oluşturmaktadır.
TÜRKİYE’DE KOOPERATİFÇİLİK

Ülkemizde ki kooperatifçilik hareketi adı "Kooperatif" olmasa bile çalışma sistemi itibariyle aynı olan "Memleket Sandıkları" nın kurulmasıyla 1863 yılında başlamıştır. Memleket sandıkları tarımsal üretim ve tarımsal krediyi konu almıştır. 1915 yılında Kooperatif Aydın İncir Müstahsilleri Ortaklığı ünvanı altında ülkemizde ilk tarım satış kooperatifinin kuruluşu gerçekleştirilmiştir. Atatürk, genç Türk Cumhuriyetinde 1920’lerden itibaren ülke kalkınmasında kooperatifçiliğe gereken önemi vermiş, hatta bunu itici güç olarak kullanmıştır. 1920 de TBMM ne sunulan Kooperatif Şirketler Kanun tasarısı, kanunlaşamamasına rağmen bunun bir göstergesidir.
1925 de çıkarılan bir kanunla kurulan Ankara Memurlar Tüketim Kooperatifinin 1 No.lu üyesi Mustafa Kemal Paşa, 2 No.lu üyesi Başvekil İsmet Paşadır.
30 Haziran 1936 da Adana/Silifke Ziraat Bankasına verilen 9 köyü içine alan TEKİR KOOPERATİFİ’NİN kuruluş dilekçesi, 1 No.lu üye M. Kemal Paşa tarafından verilmişti. (Mülayim 1998:17).Türk Kooperatifçilik Kurumu ise Büyük Önder Atatürk’ün direktifleri üzerine 20 Mayıs 1931 tarihinde İstanbul’da “Türk Kooperatifçilik Cemiyeti” adıyla kurulmuştur. Türk Kooperatifçilik Cemiyeti 1933 yılı sonunda merkezini Ankara’ya nakletmiştir. 10.6.1946 tarih ve 3/4325 Sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Türk Kooperatifçilik Cemiyeti’nin genel menfaate yararlı cemiyetlerden sayılması kabul edilmiştir. Cemiyet 1948 yılında “Türk Kooperatifçilik Kurumu” adini almıştır. Kurum 3512 sayılı Cemiyetler Kanunu’na, daha sonra da 2908 sayılı Dernekler Kanunu’na göre tüzüğünde gerekli değişiklikleri yapmış ve halen Dernekler Kanunu hükümlerine göre faaliyetlerine devam etmektedir.
1975 yılında, bir nakliye kasabası olan Bolu/YENİÇAĞA’ da, üye ARAÇLARININ ve ŞÖFORLERİNİN kazaya uğramaları halinde, masraflarının karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma esasına uygun olarak, karşılıklı kefalet usulü ile karşılanması için kurulan iki kooperatif muvaffakiyetli bir çalışma yapmıştı. Bu kooperatiflere Kdz. EREĞLİ ve KARABÜK Demir Çelik İşletmeleri nakliyatında çalışan 250 TIR dâhil olmuş ve Kooperatifçiliğin gayesine uygun iyi hizmetler verilmişti. Daha sonra İstanbul’da (ÇAĞDAŞ TÜKETİM KOOPERATİFİ) de yüzlerce üyesine aynı hizmetleri verdi.

Ancak, Türkiye’de yapılacak çalışmaların menfaat gruplarının zararına işlememesi gerekir. Aksi takdirde çeşitli yollarla engellenirsiniz. “Kooperatifçilik yoluyla üyelerin zararlarının karşılanması” olan yukarıdaki çalışmalar da Sigorta sektörünün düşmanlığını çekmekte gecikmedi ve kooperatif kapatılma zorunda kalındı. Hâlbuki kooperatifçiliğin temel misyonu ve fonksiyonu “Yardımlaşma, Dayanışma ve Kefalet yoluyla” üyelerinin yardımlaşmasıdır.

Esnaf kefalet kooperatifleri

Aynı sanat kolunda çalışan esnaf ve zanaatkarlara mesleki krediler alırken kefil olmak amacıyla kurulan kooperatiflerdir. Türkiye'de ilk kez 1951'de kurulan bu tür kooperatifler, ortaklarına kefil olarak çok sayıda esnaf ve zanaatkara devletçe dağıtılan küçük ve orta vadeli krediler sağlanmasında etkin oldu. Ancak, bireysel kredilerin nasıl kullanıldığı konusunda denetleme yapma yetkisinden yoksun oluşu yüzünden, kredilerin tüketim amacıyla da kullanılmasının önüne geçemedi. Bu kooperatifler, 1970 sonlarında bölge birlikleri ve merkez birliği düzeyinde örgütlenmişlerdir. Türkiye'de 1983'te, toplam 510 000 üyeli 782 esnaf ve kefalet kooperatifi, 24 bölge birliği ve 1 merkez birliği bulunuyordu.

Konut kooperatifleri.

Türkiye'de, ilk konut kooperatifi, 1934'te Ankara'da, üst düzey devlet memurlarınca Bahçelievler semtinde kuruldu.
Bunu, yine Ankara'da kurulan 50 konutluk Güvenevler konut kooperatifi izledi. 1945'te konut kooperatiflerinin sayısı 80'e yükselmişti. 1950'lerde iç göç hareketinin hızlanmasıyla kentsel alanlarda konut gereksiniminin hızla artması, konut kooperatiflerinin sayısında da önemli artışlara yol açtı. Bu dönemde konut kooperatifçiliği Emlak kredi bankası, özellikle de Sosyal sigortalar kurumu (SSK) tarafından açılan kredilerle önemli destek gördü. SSK, 1950'de çıkarılan Yaşlılık sigortası yasası ile konut kredisi vermeye başladı. Bu yasayla, kredi oranı yaptırılacak konutun değerinin % 50'sini aşmayacak biçimde saptandı, bu oran 1952'de % 80'e, 1964'te % 90'a çıkarıldı. Kredi sınırları da başlangıçta 40-50 bin TL arasında tutulurken, 1969'dan sonra her sigortalı kooperatif üyesine 60 bin TL kredi verilmesi ve bu kredinin 300 TL dolayında aylık taksitler halinde geri ödenmesi karar altına alındı. 1973'te krediler 75 bin TL olarak belirlendi.

1960' lı yıllarda toplu konuta ve çok ortaklı kooperatiflere önem verildi, 1970' lerde OYAK ve Bağ-Kur finansman kuruluşları arasına katıldı. Bunun yanı sıra, 1980'de çıkarılan 5656 sayılı yasayla belediyelere, kendilerinin de ortak olacakları konut kooperatiflerine kâr amacı gütmeksizin arsa sağlamaları öngörüldü.
Ayrıca, belediyeler altyapı hizmetlerini sağlamaya yöneldiler Bunun ilk somut örneklerinden biri Ankara'da Kent-Koop'un (Batı-Kent konut üretim yapı kooperatifleri birliği) Batı-Kent girişimi için belediyenin bir arsa tahsis etmesi oldu.
1987’de Toplu konut yasası çıkarılarak, konut kredilerinin dağıtımının tek elden yapılmasını sağlamak üzere Toplu konut fonu oluşturuldu. 1984-87 yılları arasında Toplu konut idaresi bu fondan yararlanarak 1,126 milyar TL'lık toplu konut kredisi açtı, bu miktarın 626 milyarı kullanıldı. Kullanılan bu miktarın % 80-85'i kooperatiflerce kullanılan kredidir.

Tarım Kooperatifleri

Tarım Kooperatifi, ortaklarının ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla küçük çiftçiler tarafından kurulan ekonomik bir örgüttür. Çiftçiler bu örgütün çatısı altında birleşerek kendi ekonomik güçlerini ortaya koyarlar ve belirli bir ekonomik olay için uygun iş hacmini sağlamaya çalışırlar.
Marmarabirlik Tarım Satış Kooperatifi 1954 yılında zeytin üreticilerinin kurmuş olduğu bir tarım satış kooperatifleri birliğidir. Bu gün Gemlik, Mudanya, Orhangazi, İznik, Erdek, Edincik, Marmara Adası, Mürefte olmak üzere 8 kooperatifi barındırmaktadır. Halen 32 binin üzerinde üyesi bulunmaktadır. Üye sayısı ve yönetim biçimi göz önüne alındığında KİT görünümü sergilemektedir.
Türkiye’de son istatistiklere göre 10.000’in üzerinde tarım kooperatifi ve bu kooperatiflerin 5 milyondan biraz fazla ortağı bulunmaktadır.

Tüketici Kooperatifleri

Ortaklarının gereksinim duyduğu tüketim mallarını en iyi kalitede ve ucuz fiyata sağlamak amacıyla kurulurlar. Bu kooperatifler gereksinimleri olan malları doğrudan üreticiden almak, aracıyı ortadan kaldırmak isterler.

Kredi Kooperatifleri

Ortaklarına kredi vermek ya da kredi bulmak amacı ile kurulurlar. Üç grupta toplanır :
a. Tarım Kredi Kooperatifleri
b. Şehir Kredi Kooperatifleri
c. Kefalet Kooperatifleri
Bunlardan başka karma kooperatifler de vardır. El sanatları üretim ve satış kooperatifi gibi.
Kişilerin, dolayısıyla ülkenin kalkınmasında büyük payı olan kooperatifçiliği tanıtmak, yararlarını anlatmak, bireyleri kooperatifçiliğe teşvik etmek amacı ile 21 Aralık günü “Dünya Kooperatifçilik Günü” olarak kabul edilmiştir.
Bu günde kooperatiflerin önemi anlatılır. Kişisel değil, toplumsal bir kuruluş olduğu vurgulanır. Çeşitli kooperatiflere geziler düzenlenir, çalışmaları hakkında bilgi alınır.

TÜRKİYE’DE KOOPERATİF MEVZUATI

Anayasanın 171. maddesi:
“Devlet, Milli Ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan Kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.” diyor

1163 sayılı KOOPERATİFLER KANUNU’nun 1. maddesi kooperatifi şöyle tarif ediyor:
“ ... ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ... karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp, korumak amacıyla....kurulan, değişir ortaklı ve değişir sermayeli teşekküllere kooperatif denir”

Görüleceği üzere, kooperatiflerin kuruluş amacı kanun koyucu tarafından :
* Ortakların Ekonomik çıkarları
* Ortaklar arasında karşılıklı yardım ve dayanışma düşüncesi
* Yardım ve Dayanışma gereği, her ortağın öteki ortağa zincirleme (müteselsil) kefil olması
* Gereği kadar ortak ve sermayesi olabilen hükmi kişilik olarak kabul edilmiştir.

Kooperatif adı ve faaliyeti, ancak bu hükümlere uygun olarak kurulmuş ve çalışan kuruluşlarca kullanılabilir. (Altuğ–Odyakmaz 1993:48)

Daha önce, Türk Ticaret Kanununun 485-502. maddeleri ile tanzim edilmiş olan kooperatifler ile ilgili hükümler 24/4/1969 tarih ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 100. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Mevzuatımızda Kooperatifler iktisadi gayesi daha hakim olan bir şirket çeşidi olduğu için, ortakların iktisadi menfaatleri esas alınarak özel bir konuma sahip kılınmıştır. (Tüzün –3.baskı:180)

Bu sebeple 1163 sayılı kanun tasarısının gerekçesinde “ Demokratik düzen içinde kalkınma hamlelerinin ekonomik alandaki gelişmelerini birlikte gerçekleştirmek amacı ile kanun tasarısının sunulduğu” belirtilmektedir ("Kooperatiflerin Çıkışı Ve Türkiyede Kooperatifcilik" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Muzaffer Deligöz'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.).

Türkiye’de Yeni Kooperatifçilik

Türkiye’de Yeni Kooperatifçilik kavramı ilk olarak 2007 yılında T.C. Kadıköy Belediyesi ile Türkiye Spastik Çovuklar Vakfı (TSCV) ortaklığında yürütülen ve Olof Palme International Center tarafından desteklenen ‘Dezavantajlı Grupların İstihdamı için Sosyal İş Kooperatifleri Geliştirme Projesi’ ile kullanımlaya başlanmıştır. Proje kapsamında T.C. Kadıköy Belediyesi ve TSCV bünyesindeki bir grup sosyal çalışmacı Göteborg’ta Kooperatif Geliştirme Merkezleri, Göteborg Enstitüsü, Göteborg Belediyesi ve çeşitli sosyal iş kooperatiflerini ziyaret ederek İsveç ve AB ülkelerindeki yeni kooperatifçilik uygulamalarını incelemiş ve proje sonunda T.C. Kadıköy Belediyesi bünyesinde Kooperatif Geliştirme Merkezi kurulmuştur. Bu çalışmalar esnasında incelenen Türkiye’deki kooperatifler arasında SS Tomurcuk Eğitim, Kültür, Dayanışma ve İşletme Kooperatifi ile SS Umut Yolcuları Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi’nin Yeni Kooperatifçilik ile aynı ilkelerde kurulduğu görülmüştür. Her iki kooperatif de sosyal bir sorunu çözmek amacı ile kurulmuştur.

Ülkemizde Yeni Kooperatifçiliğin gelişmesinin önündeki en önemli sorunlar;

Bireylerin kendi hayatları hakkında karar verme süreçlerindeki özgüven eksikliği,
Özellikle dezavantajlı grupların ailelerinin korumacı ve sınırlandırıcı yaklaşımları,
Ortak üretimlerde insanların birbirlerini dinlememesi ve iletişim problemleri
Demokrasi kültürü’nün toplumda henüz oturmamış olması,
Öğrenilmiş çaresizlik
Sorunların çözümünde pasif kalan birilerinin kendisine yardım etmesini bekleyen toplum yapısı
Toplumda dezavantajlı gruplara uygulanan ayırımcılık ve onları pasif yardıma muhtaç bireyler olarak görmesi… olarak sayılabilir.

Kooperatif geliştirme merkezlerinin özellikle grup içi iletişim, kollektivizm, özgüven gelişimi, aktivizm gibi konularda kooperatörleri desteklemesi gerekmektedir. Nitekim dezavantajlı gruplar ve aileleri pasif konumda devletin ve yerel yönetimlerin kendileri için bir şeyler yapmasını beklemektedir.

Kaynaklar;
1. Türk Hukuk Sitesi, www. turkhukuksitesi.com
2. TÜZÜN, Prof Dr. Necat , Şirketler Hukuku, İST.3.baskı
3. MÜLAYİM, Prof. Dr. Z. Gökalp, Atatürk’ten Bugüne Kooperatifçilik, Ankara/1998
4. www.marmarabirlik.com.tr
5. www.tarimkredi.org.tr

Comments are closed.