Farklılığa Farkındalığı Farkedebilmek

Farklılığa Farkındalığı Farkedebilmek

Etrafımızda o kadar fazla gürültü var ki. Mesela dışarıdayken bir an olsun gözümüzü kapatalım. Var olan sesleri ayrı ayrı duymaya çalışalım. Neler duyuyoruz? Otomobil, kamyon kornaları, motor sesleri… Belki bir inşaattan gelen yıkım sesleri. Ya da berbat bir ses sistemi ile olabildiğince yüksek sesle müzik yayını yapan bir alışveriş merkezi, birbirine karışmış insan sesleri ve daha niceleri. Çok ciddi bir gürültü bombardımanı altında olmamıza rağmen bu durumu tolere edebilmeyi öğrenebilmişiz ya da öğrenmeye çalışıyoruz. Ne kadar rahatsız olsak ta idare etmeye çalışıyoruz. Bir inşaatı durdurabilme ya da otomobiller artık buradan geçmesin demeye gücümüz yetmez. Peki gücümüz neye yeter bizim?
Gündelik hayatta ne kadar istemesek te karşılaştığımız bazı durumlardan örnekler vererek başlamak istedim bu yazıma. Çünkü uzun süredir kafamın içinde dönen bir konu bu. Hemen her gün insanın moralini bozan o kadar fazla olay duyuyorum ya da şahit oluyorum ki, yazmam gerektiğini düşündüm. Bir anne, baba, kardeş ağzından dinliyormuş gibi okuyun lütfen aşağıdaki diyalogları.
-Çocuğum iletişim kurmakta zorlandığı için çığlık atarak kendini ifade etmeye çalışıyor. Bu durumu kimileri kabul etmekte zorlanıyor. Dün bindiğimiz taksici çocuğuma bağırdı ve bizi taksiden indirdi.
-İstediği bir şeyi almadığım için kendini yere atan çocuğumu görmezden geldiğim için çevremdeki insanlar, sen ne biçim bir babasın diyerek üstüme yürüdüler.
-Çocuğumun tekrarlayan hareketleri olduğundan dolayı, oyun parkında diğer çocuklar yanına yaklaşmıyor hatta anneleri çocuklarını kaçırırcasına parktan götürüyorlar.
-Markette yüksek sesle telefonla konuşup herkesi rahatsız eden kadına değil, istediğini bağırarak söyleyen çocuğuma kızıyor insanlar.
Bu şekilde uzayıp giden diyaloglar. Nerde yanlış yapılıyor diye düşünürken, gerçekten çarpıcı olan şu cümle geliyor;
-Güçleri bize mi yetiyor normallerin?
Bu cümleyle afallıyorsunuz. Gücümüz neye yetiyor gerçekten bizim? Düşünüyorum, düşündükçe çıkmaza giriyorum. Özel gereksinimli bir bireyi imza toplayarak sınıftan atmaya çalışan kişiler, kadına şiddet konusu için aynı dayanışmayı gösteriyorlar mı ya da havuz grubundan çıkartmak istedikleri özel gereksinimli bir birey için bir araya gelirken, aynı birlikteliği çocuk işçiliğini durduralım diyerek oluşturabiliyorlar mı?
Kafamda bin bir soru ile devam ediyorum düşünmeye. Hepimiz potansiyel birer engelliyken nasıl bu kadar acımasız olduk. Hep böyleydik belki, hatta evet hep böyleydik ama neden hep yerimizde saydık. Bunu tartışabileceğimiz sayfalarca yazı yazmak mümkün ama ben şimdilik durumun bir yönünden tutmak istiyorum.
Farklılıkları fark etmeyi bilmeyen bir birey hayatı fark edebilir mi? Kendi gibi olmayan, fiziksel, zihinsel ya da davranışsal farklılıklara hoşgörü ile yaklaşamayan bir birey toplumun neresinde yer bulur? Sorun tam da bu nokta da başlıyor. Tüm bireylerin birbirinden farklı olduğu toplumu sindirememek, ötekileştirmeyi getiriyor. Hatta sadece yukarıda bahsettiğim konularda değil, hemen her konuda bir ötekileştirmeden bahsediyorum. Bu başladığında, toplum bölünüyor ve birbirine tahammül edemeyen bir topluluk haline geliyor. Neye göre, kime göre belli olmayan bir şekilde eleştiriler başlıyor.
Ne mi oluyor? Aydınlanamayacak bir gençlik daha yetişiyor. Farklılıklara tahammülsüz, sabırsız, ötekileştiren.
Markette önündeki yaşlı insan yavaş davranıyor diye kızıyor insan, oysaki yaşı gereği pek çok gelişim basamağının yavaşladığını, ilerde kendisinin de o durumda olacağını düşünmeden. Tekrarlayan hareketler yapan bir birey görüyor ve rahatsız edercesine bakıyor aynı insan, aslında o hareketlerin dans etmekten ya da sakız çiğnemekten farksız olduğunu bilmeden. Öfke krizine girmiş bir çocuğu görünce, ne biçim anne babası var diye düşünüyor o insan, sevgilisi onu terk ettiğinde duvarları yumrukladığını unutarak.
Farklılıklarımızı fark etmek, daha çok yazılacaklar var…
Son olarak;
Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey.
Uğur Gökmen
Özel Eğitim Uzmanı
ugurgokmen@hotmail.com

Comments are closed.